İstanbul Çevre İl Müdürlüğü’nün düzenlediği çevre konulu mektup yarışmasında Darüşşafaka 10. sınıf öğrencisi Şule Çetin’in yazdığı mektup birincilik ödülünü aldı.

Şule Çetin ile Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni Serpil Pazar
Şule Çetin ile Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni Serpil Pazar

 

Şule Çetin’ın birincilik kazanan mektubu:

Saygıdeğer Yetkili,
Yıl 2007… Ayağımda kırmızı kunduralarım, hamakta oturmuş, yatıştırıcı rüzgârlar saçlarımla oynarken yazmak isterdim bu mektubu. Size o zamanların huzurundan, sıcaklığından bahsetmek isterdim şimdiki betonların soğukluğuna inat.

O yıllar mavi okul önlüğümü giymiş, koştur koştur evden çıkmak üzereyken annemin poğaçalarının kokusu yayılıyor beslenme çantamdan. Bir taraftan önlüğümün yakasını düzeltirken öbür taraftan sımsıkı bağlanmış örgü saçlarımı biraz gevşetmeye çalışıyorum. Sonra ellerim havada, düşe kalka okul servisime yetişmeye çalışırken karşı apartmandaki Sevim teyze bademli kurabiyelerinden getiriyor. Bakkal Cumali ağabeyden meyve suyu alıyorum. Bayram amcaya takılıyorum, Tuncay ağabey bir beşlik konduruyor avucuma. Tanıdık tanımadık kim varsa yol üzerinde kimisi gözlerimden, kimisi yüreğimden öpüp öyle yolluyorlar okula.

O yıllarda insanlar korkmazdı birbirine selam vermeye. Bir selamı, bir gülümsemeyi esirgemezdi kimse yolundan geçene. Şimdilerde küçükler ne Cumali ağabeyi ne Bayram amcayı tanıyorlar. Kocaman binalar arasında, köşe bucak kaçar olduk birbirimizden. Herkes bir selama borçlanır oldu. Sen ben kavgasında biz olabilmeyi unutmuşuz. Bir iğde ağacının kokusunu duymayalı ne çok olmuş. Küresel ısınmalardan, parasal ısınmalardan memleketime bahar gelmeyeli iğde ağaçlarımızı, dut ağaçlarımızı, erik ağaçlarımızı kaybettik. Onların yerlerinde bedenlerimiz, bedellerimiz büyümüş. Bizim bedenlerimiz büyüdükçe hırslarımız, kavgalarımız, öfkelerimiz de büyür olmuş. Bakkalın başını beklerken “Yunus Emre ne demiş?” diye başlardı söze Cumali ağabey: “ Dünya yalan kardeşim, dünya yalan / Var mı dünyada baki kalan / Mal da yalan mülk de yalan” der, elime tutuşturduğu meyve suyunu alır, ne demek istediğini düşünürdüm. Şimdilerde anlıyorum, ülkemde bu kadar acı varken, kimse kimseye selam dahi vermiyorken, bir sevgiye, gülüşe hasret kalmışken, bahçemde iğde kokuları yayılmıyorken bütün kazançlarımız da kaybedişlerimiz de yalanmış.

İnsan sevmeyi, hoş görmeyi beceremezken ağacı, suyu, içimize çektiğimiz havayı, bulutu sevmeyi kim öğretebilir bize? Mavi önlüklü yıllarımda çamurdan bebeklerim, tabaklarım vardı; bir de bahçe kenarında uyuyakaldığım hamağım. Ağaç gölgesi ne büyük nimettir, kuru bir yazın ortasında küçücük bir çocukken öğrendim bunu.
Şimdilerde, soğuk beyaz duvarlar arasında büyütüyoruz çocukları ilgisiz, sevgisiz, oyunsuz, arkadaşsız. Onların tertemiz, kocaman yüreklerine beton ekiyoruz; tazecik ciğerlerine zehir dolduruyoruz, ne idiği belirsiz damacana sularla büyütüyoruz minik bedenlerini. Orman, deniz, dere, bahçe, hayvan, çiçek, böcek onlar için sadece yapay, alışveriş merkezlerinde. Tabiatın doğalını görmeden büyümüş insanlar yetişiyor artık.

Çocukları sevgiyle, insan sıcaklığıyla büyütelim saygıdeğer büyüğüm, Yunus gibi olsunlar: “Yaratılmışı sevsinler, yaradandan ötürü.” Unutmayalım ki “Ağaç yaş iken eğilir.” Yoksa Allah korusun “Yaş kesen baş keser.”

Çocuklara beton bir gelecek vadetmeyelim saygıdeğer büyüğüm. Nâzım Hikmet’in dediği gibi, “Dünyayı verelim çocuklara, hiç değilse bir günlüğüne / Kocaman elma gibi verelim, sıcacık ekmek somunu gibi / Hiç değilse bir günlüğüne doysunlar.” çünkü muhakkak “ Çocuklar dünyayı alacak elimizden, ölümsüz ağaçlar dikecekler.”
Çocuklara şekerler, bulutlar, dutlar, iğdelerle dolu yemyeşil bir dünya vadedelim saygıdeğer büyüğüm. “Bırakalım ölümsüz ağaçlar diksinler.” ve “Bir ağaç gibi tek ve hür, bir orman gibi kardeşçesine” yaşasınlar.
Bu dileklerle mektubumu sonlandırırken bana “Yaşamak İstediğim Dünya”yı anlatma fırsatı verdiğiniz için sizlere derin saygılarımı ve yürekten selamlarımı sunarım.

Şule Çetin
Özel Darüşşafaka Lisesi Darüşşafaka Cad. No.:14 34457 Sarıyer /İstanbul

CEVAP VER

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.